1923-1930 Yılları Arasında Türk Dış Politikası Nasıldı? | 1nciBlog
Kapat

1923-1930 Yılları Arasında Türk Dış Politikası Nasıldı?

Anasayfa
Genel 1923-1930 Yılları Arasında Türk Dış Politikası Nasıldı?

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası da denen 1923-1930 yılları arasında uygulanan Türk Dış Politikasının temel amacı yeni Türk Devletini tüm dünyaya tanıtmaktır. Uygulanmış olan bu politikalar aynı zamanda bir takım temel ilkelere ve esaslara dayanır.

Bu ilke ve esasları sayacak olursak:

  1. Gerçekçilik: Atatürk’ün dış politikası gerçekçidir. Boş hayaller peşinde koşmaz.
  2. Bağımsızlık: Osmanlı döneminde ekonomik ve siyasi açıdan dışa bağımlı bir yönetim vardı. Bu yüzden yeni Türk Devleti bağımsız bir dış politika izlemiştir.
  3. Barışçılık: Mustafa Kemal Paşa; “Ben harpçi olamam. Çünkü harbin acıklı hallerini herkesten iyi bilirim.” diyerek dış politikada barışçı bir yol izlenmesi gerektiğini belirtmiştir.
  4. Güvenlik Politikası: Yeni Türk Devletinin kendini koruyabilmesi için bir takım güvenlik önlemleri alınmalıydı. Bu yüzden askeri alanda önemli çalışmalar yapıldı.
  5. Batıcılık: Genç Cumhuriyet, en gelişmiş ülkeler düzeyine çıkma ve onun ötesine gitmeyi amaçladığından batı ile yakınlaşma politikasını izlemiştir.
  6. Akılcılık: Türkiye Dış Politikası ideolojik dogmaları değil aklı ve bilimi esas almıştır.

İşte bu ilkeler doğrultusunda oluşturulan dış politikalar birçok dış meselede uygulanmıştır. Şimdi gelin 1923-1930 yılları arasında yaşanan bu dış sorunlara kısaca bir değinelim.

Musul Meselesi:

Lozan antlaşması ile çözülemeyen Musul meselesinde Türk Hükümeti, Musul halkının çoğunlukla Türklerden oluşması nedeniyle Musul’u İngiltere’ye vermek istemedi. İngiltere ise petrol bakımından son derece zengin olan bu bölgeyi Türkiye’ye bırakmak istemedi. Bunun sonucunda çözüme kavuşmayan Musul sorunu Milletler Meclisine taşındı. Ancak İngiltere’nin uzlaşmaz tutumu yüzünden Türkiye Musul’a müdahale etme kararı aldı. Ancak Şeyh Sait isyanının çıkması nedeni ile müdahalede bulunulamadı. Sonuç olarak 5 Haziran 1926’da İngiltere ve Türkiye arasında Ankara Antlaşması imzalandı. Ankara Antlaşması içeriği itibariyle Türk-İngiliz anlaşmazlığını sona erdirdi fakat Misak-ı Milli’den taviz verilmiş oldu.

Yabancı Okullar Sorunu:

Dış ülkelere kapitülasyonlar tanınması sonucunda Osmanlı’da pek çok farklı yabancı okul açılmıştı. Bir zaman sonra bu yabancı okullar Osmanlı’ya karşı zararlı faaliyetlerde bulunmaya başladı. Bunun üzerinde Lozan Barış Anlaşması ile yabancı okullar konusunda tek yetkili makamın TBMM olmasına karar verildi. 3 Mart 1924 tarihinde Tevhidi-Tedrisat Kanunu’nun çıkarılmasıyla tüm okullar Millî Eğitim Bakanlığına bağlandı. Bunu üzerine Fransa ve papalık yabancı okullarda Türk öğretmenlerin görev yapmasına ve bazı derslerin Türkçe okutulmasına karşı çıktı ancak Türkiye duruşundan taviz vermeyerek bu sorunun kendi iç meselesi olduğunu belirtti ve yabancı okullarda Tarih, Coğrafya, Türkçe derslerinin Türk öğretmenler tarafından okutulması, Türk müfettişlerince denetim yapılması kararlaştırıldı.

Dış Borçlar Sorunu:

En çok borçlu olduğumuz ülke Fransa olduğu için dış borçlar sorunu Fransa ile aramızda gerçekleşen bir sorun haline geldi. Fransa bu borcun altın olarak ödenmesini talep etti ancak Türk Hükümeti ödemeyi Fransa para birimi olan Frank ile ödemeyi kabul ettirdi. Bunun üzerine 1984 yılına kadar tüm dış borçlar ödendi. Tabii 1929 Dünya Ekonomik Krizi nedeniyle Türkiye borçlarını ödemekte biraz gecikti.

Nüfus Mübadelesi Sorunu:

Bu sorun Yunanistan ile Türkiye arasında gerçekleşmişti. Lozan’a göre İstanbul’daki Rumlar ile Batı Trakya’daki Türkler hariç diğer Türk ve Rumların yer değiştirmesi kararlaştırıldı. Yunanistan özellikle İstanbul’da daha çok Rum bulundurmak istiyordu. Sorun, Milletler Cemiyeti ve Lahey Adalet Divanı’nda da çözümlenemedi. Türkiye ile Yunanistan 10 Haziran 1930’da antlaşma yaptı. Anlaşmaya göre İstanbul Rumlarının ve Batı Trakya Türklerinin yerleşme tarihlerine bakılmaksızın yerlerinde kalmaları kabul edildi. Türk-Yunan ilişkileri 1954’e kadar iyi bir şekilde devam etti. 1954 yılında ortaya çıkan Kıbrıs sorunu nedeniyle Türk-Yunan ilişkileri yeniden kötüleşti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir